Güçlü olan, Hakim olan Allah, sana da, senden öncekilere de böyle vahyeder
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:4
﴿٤﴾
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, çok yücedir ve büyüktür
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:5
﴿٥﴾
Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Rablerini överek tesbih eder ve yeryüzünde bulunanlar için O'ndan bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah Şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:6
﴿٦﴾
Allah'ı bırakıp da dostlar edinenlerin işlediklerini Allah gözetlemektedir. Sen, onlara vekil olmağa memur değilsin
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:7
﴿٧﴾
Böylece şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarman, şüphe götürmeyen toplanma günü ile uyarman için sana Arapça okunan bir Kitap vahyettik. İnsanların bir takımı cennete, bir takımı da çılgın alevli cehenneme girer
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:8
﴿٨﴾
Eğer dilemiş olsaydı hepsini bir tek ümmet yapardı. Ama, O, rahmetine dilediğini kavuşturur. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı olmaz
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:9
﴿٩﴾
Demek onlar Allah'tan başka dostlar edindiler? Oysa dost, ancak Allah'tır. O, ölüleri diriltir. Her şeye Kadir'dir
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:10
﴿١٠﴾
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah'a aittir; "İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O'na güvenirim ve O'na yönelirim." (demek gerekir)
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:11
﴿١١﴾
Göklerin ve yerin yaratanı, size içinizden eşler, çift çift hayvanlar var etmiştir. Bu suretle, çoğalmanızı sağlamıştır. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:12
﴿١٢﴾
Göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Dilediğine rızkı yayar ve isterse kısar, bir ölçüye göre verir. Doğrusu O herşeyi bilendir
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:13
﴿١٣﴾
Allah Nuh'a buyurduğu şeyleri size de din olarak buyurmuştur. Sana vahyettik; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da buyurduk ki: "Dine bağlı kalın, onda ayrılığa düşmeyin." Ortak koşanları çağırdığın şey onların gözünde büyümektedir. Allah dilediğini kendine seçer, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:14
﴿١٤﴾
Kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düşmeleri, ancak, birbirini çekememekten oldu. Eğer belirli bir süre için Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hemen hükmedilirdi. Arkalarından Kitaba varis kılınanlar da ondan şüphe ve endişe içindedirler
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:15
﴿١٥﴾
Bundan ötürü sen birliğe çağır ve emrolunduğun gibi doğru ol; onların heveslerine uyma ve şöyle söyle: "Allah'ın indirdiği Kitap'a inandım; aranızda adaletle hükmetmek ile emrolundum; Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir; bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz kendinizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar; dönüş O'nadır
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:16
﴿١٦﴾
Allah'ın çağrısına icabet eden bulunduktan sonra, O'nun hakkında tartışmağa girişenlerin delilleri Rableri katında hükümsüzdür. Onlara bir gazap vardır, çetin bir azap da onlar içindir
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:17
﴿١٧﴾
Gerçekten Kitap'ı ve ölçüyü indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:18
﴿١٨﴾
O'na inanmayanlar, acele olmasını beklerler; inananlar ise korku ile titrerler ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:19
﴿١٩﴾
Allah, kullarına lütufta bulunandır. Dilediğini rızıklandırır. Kuvvetli olan da güçlü olan da O'dur
Bu ayeti okuma pratiği yap
Mikrofona dokunun ve söyleyin.
42:20
﴿٢٠﴾
Ahiret kazancını isteyenin kazancını artırırız; dünya kazancını isteyene de ondan veririz; ama ahirette bir payı bulunmaz