2:1 ▶
الٓمٓ Alif Laam Meem ﴿١﴾
Elif, Lam, Mim
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:2 ▶
ذَٰ لِكَ That ٱ لْكِتَٰ بُ(is) the book لَا no رَيْبَ doubt فِيهِ in it هُدًى a Guidance لِّ لْمُتَّقِي نَfor the God-conscious ﴿٢﴾
Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap'dır
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:3 ▶
ٱلَّذِينَ Those who يُؤْمِنُونَ believe بِٱ لْغَيْبِ in the unseen وَيُقِيمُونَ and establish ٱ ل صَّلَو ٰ ةَthe prayer وَمِمَّ ا and out of what رَزَقْ نَٰ هُمْ We have provided them يُنفِ قُو نَ they spend ﴿٣﴾
Onlar, gaybe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarfederler
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:4 ▶
وَٱ لَّذِينَ And those who يُؤْمِنُونَ believe بِمَآ in what أُنزِ لَ (is) sent down إِلَيْكَ to you وَمَآ and what أُنزِ لَ was sent down مِن from قَ بْ لِكَbefore you وَبِٱ لْءَاخِرَةِ and in the Hereafter هُمْ they يُوقِنُو نَ firmly believe ﴿٤﴾
Onlar, sana indirilen Kitap'a da, senden önce indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:5 ▶
أُو۟ لَٰٓ ئِكَ Those عَلَىٰ (are) on هُدًى Guidance مِّ ن from رَّ بِّهِمْtheir Lord وَأُو۟ لَٰٓ ئِكَ and those هُمُ they ٱ لْمُفْلِحُو نَ(are) the successful ones ﴿٥﴾
İşte Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erişenler bunlardır
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:6 ▶
إِنَّ Indeed ٱ لَّذِينَthose who كَفَرُوا۟ disbelieve[d] سَوَآ ءٌ (it) is same عَلَيْهِمْ to them ءَأَنذَ رْتَهُمْ whether you warn them أَمْ or لَمْ not تُنذِ رْهُمْ you warn them لَا not يُؤْمِنُو نَ they believe ﴿٦﴾
Şüphe yok ki, inkar edenleri, başlarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:7 ▶
خَتَمَ Has set a seal ٱ للَّهُAllah عَلَىٰ on قُلُوبِهِمْ their hearts وَعَلَىٰ and on سَمْعِهِمْ their hearing وَعَلَىٰٓ and on أَبْ صَٰ رِهِمْ their vision غِشَٰ وَةٌ (is) a veil وَ لَهُمْAnd for them عَذَابٌ (is) a punishment عَظِي مٌ great ﴿٧﴾
Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve büyük azab onlar içindir
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:8 ▶
وَمِنَ And of ٱ ل نَّ اسِthe people مَن (are some) who يَ قُولُsay ءَامَنَّ ا We believed بِٱ للَّهِ in Allah وَبِٱ لْيَوْمِ and in the Day ٱ لْءَاخِرِ[the] Last وَمَا but not هُم they بِ مُؤْمِنِي نَ(are) believers (at all) ﴿٨﴾
İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler vardır
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:9 ▶
يُخَٰ دِعُونَ They seek to deceive ٱ للَّهَAllah وَٱ لَّذِينَ and those who ءَامَنُوا۟ believe[d] وَمَا and not يَخْدَعُونَ they deceive إِلَّآ except أَنفُ سَهُمْ themselves وَمَا and not يَشْعُرُو نَ they realize (it) ﴿٩﴾
Bunlar Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değildirler
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:10 ▶
فِى In قُلُوبِهِم their hearts مَّ رَضٌ (is) a disease فَ زَادَهُمُso has increased them ٱ للَّهُAllah مَرَضًا (in) disease وَ لَهُمْand for them عَذَابٌ (is) a punishment أَلِيمٌۢ painful ب ِمَاbecause كَانُوا۟ they used to يَكْذِبُو نَ [they] lie ﴿١٠﴾
Kalblerinde hastalık vardır, Allah hastalıklarını artırmıştır. Yalan söyleye geldikleri için onlara elem verici azab vardır
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:11 ▶
وَإِذَا And when قِيلَ it is said لَهُمْ to them لَا (Do) not تُفْسِدُوا۟ spread corruption فِى in ٱ لْأَرْضِthe earth قَالُوٓ ا۟ they say إِنَّ مَا Only نَحْنُ we مُصْلِحُو نَ (are) reformers ﴿١١﴾
Kendilerine: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın" dendiği zaman, "Bizler sadece ıslah edicileriz" derler
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:12 ▶
أَلَآ Beware إِنَّ هُمْ indeed they هُمُ themselves ٱ لْمُفْسِدُونَ(are) the ones who spread corruption وَلَٰ كِن [and] but لَّ اnot يَشْعُرُو نَ they realize (it) ﴿١٢﴾
İyi bilin ki, asıl bozguncular kendileridir, lakin farkında değillerdir
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:13 ▶
وَإِذَا And when قِيلَ it is said لَهُمْ to them ءَامِنُوا۟ Believe كَمَآ as ءَامَنَ believed ٱ ل نَّ اسُthe people قَالُوٓ ا۟ they say أَنُؤْمِنُ Should we believe كَمَآ as ءَامَنَ believed ٱ ل سُّفَهَآ ءُthe fools أَلَآ Beware إِنَّ هُمْ certainly they هُمُ themselves ٱ ل سُّفَهَآ ءُ(are) the fools وَلَٰ كِن [and] but لَّ اnot يَعْلَمُو نَ they know ﴿١٣﴾
Onlara "Müslümanların inandığı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:14 ▶
وَإِذَا And when لَقُوا۟ they meet ٱ لَّذِينَthose who ءَامَنُوا۟ believe[d] قَالُوٓ ا۟ they say ءَامَنَّ ا We believe[d] وَإِذَا But when خَلَوْا۟ they are alone إِلَىٰ with شَيَٰ طِينِهِمْ their evil ones قَالُوٓ ا۟ they say إِنَّ ا Indeed, we مَعَكُمْ (are) with you إِنَّ مَا only نَحْنُ we مُسْتَهْزِءُو نَ (are) mockers ﴿١٤﴾
İnananlara rastladıkları zaman, "İnandık" derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, "Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:15 ▶
ٱللَّهُ Allah يَسْتَهْزِئُ mocks بِهِمْ at them وَيَمُدُّهُمْ and prolongs them فِى in طُغْيَٰ نِهِمْ their transgression يَعْمَهُو نَ they wander blindly ﴿١٥﴾
Onlarla Allah alay eder ve taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakır
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:16 ▶
أُو۟ لَٰٓ ئِكَ Those ٱ لَّذِينَ(are) the ones who ٱ شْتَرَوُا۟ bought ٱ ل ضَّلَٰ لَةَ[the] astraying بِٱ لْهُدَىٰ for [the] guidance فَمَا So not رَبِحَت profited تِّجَٰ رَتُهُمْ their commerce وَمَا and not كَانُوا۟ were they مُهْتَدِي نَ guided-ones ﴿١٦﴾
Onlar, doğruluk yerine sapıklığı aldılar da alışverişleri kar getirmedi; doğru yolu bulamamışlardı
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:17 ▶
مَثَلُهُمْ Their example كَمَثَلِ (is) like (the) example ٱ لَّذِى(of) the one who ٱ سْتَوْقَدَkindled نَارًا a fire فَ لَمَّ آ then, when أَضَآ ءَتْ it illuminated مَا what حَوْلَهُۥ (was) around him ذَهَبَ took away ٱ للَّهُAllah بِنُورِهِمْ their light وَتَرَكَهُمْ and left them فِى in ظُلُمَٰ تٍ darkness[es] لَّ ا(so) not يُبْ صِرُو نَ (do) they see ﴿١٧﴾
Onlar, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimseye benzerler ki, Allah ışıklarını yok edince, onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakmıştır
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:18 ▶
صُمّ ٌۢ Deaf ب ُكْمٌdumb عُمْىٌ blind فَ هُمْso they لَا not يَرْجِعُو نَ [they] will not return ﴿١٨﴾
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden doğru yola dönmezler
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:19 ▶
أَوْ Or كَصَيِّبٍ like a rainstorm مِّ نَfrom ٱ ل سَّمَآ ءِthe sky فِيهِ in it (are) ظُلُمَٰ تٌ darkness[es] وَ رَعْدٌ and thunder وَ بَرْقٌ and lightning يَ جْ عَلُونَThey put أَصَٰ بِعَهُمْ their fingers فِىٓ in ءَاذَانِهِم their ears مِّ نَfrom ٱ ل صَّوَٰ عِقِthe thunderclaps حَذَرَ (in) fear (of) ٱ لْمَوْتِ[the] death وَٱ للَّهُ And Allah مُحِيطٌۢ (is) [the One Who] encompasses ب ِٱ لْكَٰ فِرِي نَthe disbelievers ﴿١٩﴾
Bir kısmı da, karanlıklarda, gök gürlemeleri ve şimşek arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.
2:20 ▶
يَكَادُ Almost ٱ لْبَرْقُthe lightning يَخْطَفُ snatches away أَبْ صَٰ رَهُمْ their sight كُلَّمَآ Whenever أَضَآ ءَ it flashes لَهُم for them مَّ شَوْا۟ they walk فِيهِ in it وَإِذَآ and when أَظْلَمَ it darkens عَلَيْهِمْ on them قَامُوا۟ they stand (still) وَلَوْ And if شَآ ءَ had willed ٱ للَّهُAllah لَذَهَبَ He would certainly have taken away بِسَمْعِهِمْ their hearing وَأَبْ صَٰ رِهِمْ and their sight إِنَّ Indeed ٱ للَّهَAllah عَلَىٰ (is) on كُلِّ every شَىْءٍ thing قَ دِي رٌAll-Powerful ﴿٢٠﴾
Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alır; onları aydınlattıkça ışığında yürürler ve üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir
Bu ayeti okuma pratiği yap 🎤 Mikrofona dokunun ve söyleyin.